Çin Şoku 2.0 büyüyor: Dünyaya mal satıyor, petrolü kesiyor

Çin Şoku 2.0 büyüyor: Dünyaya mal satıyor, petrolü kesiyor
Ekonominin Sesi - Haber Merkezi
16px
32px

Çin ekonomisinde iki farklı yön aynı anda güçleniyor. Fabrikalar elektrikli araçtan yarı iletkene kadar dünya pazarlarına daha fazla ürün gönderirken dünyanın en büyük petrol ithalatçısı enerji alımlarını sert biçimde azaltıyor. Ortaya çıkan tablo, Batı'da yeniden konuşulmaya başlanan “Çin Şoku 2.0” tartışmasına yeni bir boyut ekliyor.

Çin'in Ihracat Motoru Yeniden Hızlandı

Çin'in temmuz ayı dış ticaret rakamları küresel ekonomideki ağırlığının yeniden arttığını gösterdi.

Ülkenin dolar bazında ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 yükseldi. Piyasa beklentisi yüzde 22,2 artış yönündeydi.

İhracattaki yükseliş hazirandaki yüzde 27'lik artışın altında kaldı ancak Çin'in dış talebe dayalı büyüme stratejisinin güçlü şekilde devam ettiğini ortaya koydu.

İthalat ise yıllık yüzde 27,5 arttı. Çin'in temmuz ayındaki dış ticaret fazlası 112,5 milyar dolar oldu. Haziranda bu rakam 125,6 milyar dolar seviyesindeydi.

Mevcut eğilim devam ederse Çin'in 2026 yılında da 1 trilyon doların üzerinde dış ticaret fazlası vermesi mümkün görünüyor.

Yapay Zekâ Çin Fabrikalarına Çalışıyor

İhracatın içindeki değişim ise toplam rakamdan daha dikkat çekici.

Dünyadaki yapay zekâ yatırımları Çin'in ileri teknoloji üreticileri için yeni bir talep dalgası yaratıyor. Yılın ilk yedi ayında Çin'in yarı iletken ihracatının değeri geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık iki katına çıktı.

Yüksek teknoloji ürünleri ihracatı yüzde 40,7 yükseldi. Otomobil ihracatında ise hem adet hem değer bazında yüzde 50'yi aşan artış kaydedildi. 

Elektrikli araçlar, bataryalar, güneş enerjisi ekipmanları, elektronik parçalar ve veri merkezi donanımları Çin'in yeni ihracat motorunun merkezinde bulunuyor.

Buna karşılık oyuncak ve seramik gibi daha geleneksel sektörlerde ihracat geriliyor.

Çin'in ihracat makinesi böylece düşük maliyetli tüketici ürünlerinden giderek daha fazla yüksek teknoloji ve yeşil enerji ürünlerine kayıyor.

İçeride Aynı Güç Yok

İhracattaki güçlü tablo Çin ekonomisinin tamamının aynı hızda büyüdüğü anlamına gelmiyor.

İkinci çeyrekte ekonomik büyüme yüzde 4,3'e geriledi. Beijing yönetiminin yıl geneli için belirlediği hedef yüzde 4,5 ile yüzde 5 arasında bulunuyor.

Temmuzda açıklanan son fiyat verileri, tüketici tarafındaki baskının sürdüğünü gösterirken fabrikalardaki fiyat artışının da hız kestiğine işaret etti.

Özel sektör imalat göstergesi temmuzda dört ayın en düşük büyüme hızına indi. Yeni siparişlerdeki artış ocaktan bu yana en zayıf seviyeye geriledi.

Ortaya iki hızlı bir Çin ekonomisi çıkıyor.

Bir tarafta yapay zekâ, elektrikli araç, batarya ve ihracat üzerinden büyüyen modern üretim sektörü bulunuyor.

Diğer tarafta emlak sorunları, zayıf tüketici güveni ve yeterince hızlanmayan iç talep var.

Batı'da “Çin Şoku 2.0” olarak tanımlanan yeni baskının temelinde de bu fark yatıyor.

Dünyaya Mal Satarken Petrolü Kesti

Çin'in temmuz rakamlarındaki en ilginç ayrıntılardan biri petrol tarafında ortaya çıktı.

Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı temmuz ayında günlük 8,41 milyon varil petrol ithal etti.

Bu rakam hazirandaki günlük 7,12 milyon varillik yaklaşık 10 yılın en düşük seviyesinden toparlanmaya işaret ediyor.

Ancak geçen yılın temmuz ayıyla karşılaştırıldığında petrol ithalatı hala yüzde 24,3 daha düşük.

Haziran ve temmuz birlikte değerlendirildiğinde Çin'in günlük ortalama petrol ithalatı 7,78 milyon varilde kaldı.

İran savaşı öncesindeki üç aylık dönemde ise ortalama günlük ithalat yaklaşık 11,99 milyon varildi.

Aradaki fark günlük 4,21 milyon varile ulaşıyor.

Çin Asya'nın Petrol Açığını Tek Başına Kapatıyor

Çin'in petrol alımlarındaki düşüşün ölçeği küresel enerji piyasası açısından son derece önemli. Asya'nın toplam ham petrol ithalatı temmuz ayında günlük 22,82 milyon varil oldu.

İran savaşı öncesindeki üç aylık ortalama ise günlük yaklaşık 26,89 milyon varildi. Yani Asya'nın petrol ithalatındaki kayıp yaklaşık 4 milyon varil.  Çin'in haziran-temmuz dönemindeki ithalat kaybı da yaklaşık aynı büyüklükte.

Başka bir ifadeyle Asya'nın petrol talebindeki düşüşün neredeyse tamamı tek başına Çin'den geliyor.

Bu durum Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat kaybının dünya petrol fiyatlarına etkisini de sınırlayan faktörlerden biri oldu.

Çin eski hızında petrol satın almaya devam etseydi, Orta Doğu'daki arz kesintisinin küresel petrol piyasası üzerindeki baskısı çok daha güçlü olabilirdi.

1,2 Milyar Varillik Kozunu Kullanıyor

Çin'in bu kadar büyük bir ithalat kesintisini sürdürebilmesinin arkasındaki en büyük avantaj dev petrol stokları.

Analist tahminleri ülkenin ham petrol rezervlerinin en az 1,2 milyar varile ulaştığına işaret ediyor.

Beijing yönetimi bu stoklar sayesinde yüksek fiyat dönemlerinde ithalatı azaltıp depolardaki petrolü kullanabiliyor.

Nisan sonunda Brent petrolün varil fiyatının 126 doların üzerine çıkması Çinli rafinerilerin alımlarını sert biçimde azaltmasında etkili oldu.

Çin uzun süredir petrol fiyatları yükseldiğinde ithalatı azaltan, fiyatlar gerilediğinde ise stoklarını büyüten bir strateji izliyor.

Ancak son düşüş geçmiş dönemlere göre çok daha büyük.

Şimdi petrol piyasasının yanıt aradığı soru, Çin'in rezervlerini kullanarak düşük ithalat politikasını ne kadar süre devam ettirebileceği.

Hürmüz Açılırsa Çin Yeniden Alıma Geçebilir

Petrol ithalatındaki sert düşüş yalnızca Çin ekonomisindeki zayıf talebin sonucu değil.

Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanması ve İran savaşı, Çin'in Orta Doğu'dan yaptığı alımları ciddi biçimde sınırladı.

Çin'in Orta Doğu'dan petrol ithalatının ağustosta günlük 2,71 milyon varile yükselmesi bekleniyor.

Temmuzda bu rakam 2,43 milyon, haziranda ise yalnızca 1,42 milyon varil seviyesindeydi.

Haziran ayında yaşanan kısa süreli ateşkes sırasında Hürmüz'den çıkmayı başaran bazı tankerlerin ağustosta Çin limanlarına ulaşması ithalatı destekleyebilir.

Ancak boğazdaki trafik yeniden sert biçimde düşerse eylül ayı daha kritik hale gelecek.

Çin bu durumda iki seçenek arasında kalacak.

Ya rezervlerini kullanmaya devam edecek ya da Orta Doğu dışındaki Rusya, Afrika ve Amerika kıtasındaki üreticilerden daha fazla petrol satın almak zorunda kalacak.

Batı Için Ikinci Çin Şoku

Çin'in bir taraftan enerji ithalatını azaltıp diğer taraftan üretimini dünya pazarlarına yönlendirmesi Avrupa ve ABD açısından yeni bir rekabet baskısı yaratıyor.

İlk “Çin Şoku”, ülkenin 2000'li yılların başında küresel üretim merkezi haline gelmesiyle tekstil, oyuncak ve düşük maliyetli tüketici ürünleri üzerinden yaşanmıştı.

Yeni dönemde ise rekabetin merkezinde çok daha stratejik sektörler bulunuyor.

Elektrikli otomobiller, bataryalar, güneş panelleri, yarı iletkenler ve yapay zekâ altyapısında kullanılan elektronik parçalar bunların başında geliyor.

Avrupa Çin'den gelen bazı ürünlere ek tarifeler ve yeni teknik kurallar getirirken ABD de Çin teknolojisine yönelik kısıtlamaları genişletiyor.

Ancak Çinli üreticiler bu engellere karşı üretimin bir bölümünü Güneydoğu Asya, Avrupa ve Latin Amerika'ya taşımaya başladı.

BYD, Geely ve CATL gibi şirketlerin yeni fabrikalarla Çin sınırlarının dışına çıkması bu stratejinin en görünür örneklerinden biri.

Türkiye Için Rekabet Daha Da Sertleşebilir

Yeni Çin dalgası Türkiye açısından da doğrudan önem taşıyor.

Türkiye'nin ihracatta güçlü olduğu otomotiv, makine, tekstil, beyaz eşya, çelik ve bazı enerji teknolojileri Çin'in küresel pazarlarda daha agresif hale geldiği sektörlerle kesişiyor.

Özellikle elektrikli araç, batarya ve güneş enerjisi ekipmanlarında Çinli şirketlerin ölçek avantajı Avrupa pazarında fiyat rekabetini artırabilir.

Diğer taraftan Çinli üreticilerin ticaret engellerini aşmak amacıyla üretimi tüketici pazarlarına yaklaştırması Türkiye için yatırım fırsatı da yaratabilir.

Bu nedenle “Çin Şoku 2.0” yalnızca Çin ile ABD veya Avrupa arasındaki bir ticaret kavgası değil.

Dünyanın en büyük ihracatçısının içeride zayıf kalan talebi dış pazarlarda telafi etmeye çalışması, önümüzdeki dönemde Türkiye dahil birçok üretici ülkenin fiyat, yatırım ve pazar payı hesabını yeniden yapmasına neden olabilir.

Üstelik Çin aynı anda dünya petrol piyasasında talebi aşağı çeken en büyük oyuncu konumunda.

Dünyaya daha fazla ürün satan ancak daha az petrol satın alan Çin'in bu iki yönlü hamlesi, hem küresel sanayinin hem de enerji fiyatlarının önümüzdeki dönemini belirleyebilecek kritik değişkenlerden biri haline geliyor.