Stratejik Yatırımlar Zorunluluk Oldu

Stratejik Yatırımlar Zorunluluk Oldu
16px
32px

Küresel deniz taşımacı­lığı, Kızıldeniz’deki gü­venlik krizlerinden Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik kırılganlıklara, Karadeniz’deki sıcak çatışma risklerinden nav­lun dalgalanmalarına kadar son yılların en fırtınalı dönemini ya­şıyor.

Gemilerin Süveyş yerine Ümit Burnu rotasına yönelme­si sefer sürelerini ve maliyetleri artırırken, küresel ticaret ağla­rının can damarı olan limanla­rın stratejik ağırlığı hiç olmadı­ğı kadar arttı. Dış ticaret taşıma­larının değer bazında yarıdan fazlasını, tonaj bazında ise yüz­de 87’sini denizyoluyla gerçek­leştiren Türkiye’de ise limanlar, bir yandan küresel şokları göğüs­lemeye çalışırken diğer yandan yurt içindeki yapısal ve mevzu­atsal engellerle boğuşuyor.

Türkiye Liman İşletmecile­ri Derneği (TÜRKLİM) tarafın­dan Türkçe ve İngilizce hazırla­nan “Türkiye Limancılık Sek­törü 2026 Raporu”, limanların karşı karşıya olduğu yatırım kri­zini, bürokratik tıkanıklıkları ve acil reform ihtiyaçlarını ortaya koyuyor. Sektör temsilcileri; kı­salan sözleşme süreleri, ağır ha­sılat payları ve yetersiz kalan teşviklerin liman yatırımlarını durma noktasına getirdiğini be­lirterek, önlem alınmazsa yakın gelecekte sanayici ve ihracatçı­nın çok ağır bir lojistik darboğaz­la yüzleşeceği uyarısını yapıyor.

“Limanlar Artık Avantaj Değil, Zorunluluk”

TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, raporun sunuş bölümünde küresel deniz taşımacılığındaki köklü eksen kaymasına dikkat çekti. Jeopo­litik risklerin lojistik rotalarını kalıcı olarak değiştirdiğini belir­ten Erçelik, mesafenin artık salt coğrafi bir olgu değil, doğrudan jeoekonominin bir parçası ha­line geldiğini söyledi. Kızılde­niz’deki Husilerin saldırılarının on yıllardır güvenli bilinen ro­taları kapattığını, büyük tonaj­lı gemilerin Afrika kıtasını do­laşmak zorunda kaldığını ha­tırlatan Erçelik, İran savaşıyla Hürmüz Boğazı’nın yeni bir risk alanına dönüştüğünü, Karade­niz’deki savaşın ise ticari gemi­lere insansız araç saldırılarıyla Türk sularının hemen yanı ba­şına kadar uzandığını vurguladı.

Erçelik, sektörün içinden geçtiği tabloyu şöyle özetledi:

“Tüm bu gelişmeler navlun oranlarını öngörülemez biçimde dalgalandırıyor, tedarik zincirle­ri sıfırdan tasarlanıyor. Bu tablo limanların tarihte hiç olmadığı kadar stratejik bir konuma yük­seldiğinin en somut kanıtı. Jeo­politik belirsizliklerin derinleş­tiği bu süreçte sektörü şekillen­diren diğer büyük güç ise yeşil ve dijital dönüşüm. Uluslarara­sı Denizcilik Örgütü’nün (IMO) net sıfır hedefleri, alternatif ya­kıtlar ve kıyı elektriği altyapı­sı artık küresel gündemin tam merkezinde yer alıyor. Ülkemiz­de de Yeşil Liman Yönetmeliği ile bu standartlar yeni ve geniş­leyen tesisler için artık zorunlu hale geldi. Güçlü, verimli ve re­kabetçi limanlar artık bir avantaj değil, Türkiye için ertelenemez bir zorunluluk haline geldi.”

Türkiye’nin 2016’dan bu yana dış ticaret hacmi ve liman elleç­leme kapasitesinde köklü bir sıç­rama yaşadığını belirten Erçelik, sektörün rekabet gücünü kay­betmemesi için politika yapıcı­ların hızla somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.

Marmara’da Öçka Çıkmazı

Limancılık sektöründe önemli bir sorun da Marmara bölgesinde yaşanıyor. Müsilaj krizi sonrası Marmara Denizi ve kıyılarının Özel Çevre Koruma Alanı (ÖÇKA) ilan edilmesi, rıhtım genişletme ve deniz dolgusu izinlerini neredeyse durma noktasına getirdi. Bölgede tek bir liman projesinin planlama, izin ve inşaat süreçleri en az 3 ila 4 yıla uzayarak yatırımları kilitliyor.

Türkli̇m’den 5 Hayati Sorun Için Çözüm Reçetesi

TÜRKLİM raporu, Türk limanlarının küresel rekabette elini zayıflatan temel yapısal açmazları ve bu konuda sektörün çözüm önerilerini sıralıyor:

-Sorun: Bürokrasi ve maliyet freni – Uygun kıyı arazilerinin tükenmesi, ilk yatırım ve idame maliyetlerinin fahiş boyutlara ulaşması ve yıllar süren izin/onay süreçleri işletmecilerin yeni yatırımlara girmesini engelliyor.

-Çözüm: Şartsız stratejik yatırım statüsü – Yalnızca endüstri bölgelerindeki 3 milyar lira ve üzeri yatırımlara tanınan haklar, ölçek şartı aranmaksızın tüm liman projelerine yaygınlaştırılmalı, faiz ve vergi indirimleri devreye girmeli ve limancılık doğrudan “hizmet ihracatı” sayılarak desteklenmeli.

- Sorun: Kısalan sözleşmeler ve ağır hasılat payı – Kullanım hakkı sözleşmelerinin bitimine 10 yıldan az kalan işletmeler yüksek sermaye gerektiren modernizasyon yatırımlarını finanse edemiyor; kiralanan kamu sahalarından alınan yüzde 1 ila 15 arasındaki değişken hasılat payları maliyetleri öngörülemez kılıyor.

-Çözüm: 49 yıllık güvence ve sabit pay – Kapasite darboğazını önlemek ve yatırımları teşvik etmek için sözleşme süreleri bitimi beklenmeden 49 yıla tamamlanmalı, değişken hasılat payları sabit ve makul bir orana çekilmeli.

-Sorun: Demiryolsuz hinterlant bağlantıları – Limanların neredeyse tamamen karayoluna bağımlı çalışması, özellikle İzmit Körfezi, Aliağa, Gemlik ve İskenderun gibi sanayi bölgelerinde kapılarda trafiği kilitliyor, lojistik maliyetleri ve karbon salımını tırmandırıyor.

-Çözüm: Öncelikli demiryolu ve kombine hat entegrasyonu – Limanların iç bölgelerdeki sanayi sahaları ve lojistik merkezlerle olan demiryolu bağlantıları devlet eliyle öncelikli yatırım kapsamına alınarak hızla tamamlanmalı.

-Sorun: Çok başlı yönetim ve mevzuat – Dünyada uygulanan tek elden yönetim modeli yerine Türkiye’de liman izin ve onaylarının çok sayıda farklı bakanlık ile kamu kurumuna dağılması hızlı karar almayı engelliyor.

-Çözüm: Bölgesel “Liman Otoritesi” modeli – Karar mekanizmalarını hızlandıracak ve tüm bürokratik süreçleri tek merkezde toplayacak bölgesel liman otoriteleri hayata geçirilmeli.

-Sorun: Yeşil dönüşümün getirdiği finansman yükü – Yeni yönetmelikle kıyı elektriği bağlantısı (cold ironing) ve emisyon ölçüm sistemleri zorunlu hale getirilirken, Avrupa’da kamu kaynaklarıyla inşa edilen bu devasa yeşil altyapı yükünün Türkiye’de tamamen işletmelere bırakılması tesisleri ağır finansal baskı altına sokuyor.

-Çözüm: Kamu destekli yeşil fonlama – Kıyı elektriği ve yenilenebilir enerji yatırımları için işletmelere düşük faizli yeşil finansman paketleri sağlanmalı, limanlar arası dijital veri entegrasyonu kamusal vizyonla tamamlanmalı.